Sosyal Medyada Herkes Kral Herkes Kraliçe


GENEL

93 Görüntülenme

06 Haziran 2019

Paylaş :

Günümüzde kullanılan sosyal medya platformlarından olan Facebook ortaya çıkmasının ardından görüntülü sohbet sitelerinin popüleritesi geride kaldı. Artık sosyal medyada yeni bir devri beraberinde getiren Facebook ile İnstagram, Snapchat, Swarm, Twitter gibi birçok platform da yeni devir ile telefonlarımızın uygulamalarında baş köşeyi aldı. Çoğu buluş gibi Facebook ta ilk ortaya çıkış amacından zamanla saptı ve artık ne yemek yediğimizden nereye gittiğimize kadar her şeyi paylaşma zorunluluğu hissettiren bir bağımlılık haline geldi.

İlk kullanıma açıldığında 4 Şubat 2004 tarihinde Harvard Üniversitesi’nde bir öğrenci olan Mark Zuckerberg, üniversitedeki öğrencilerin resimlerini platforma yükleyerek kullanıcılar arasında puanlama yaparak etkileşim almayı planladığı yönünde bilgiye ulaştım. Şimdi ise büyük bir veri toplama araçlarından biri haline geldi ve sevdiklerimiz ile diyolaglarımızdan, yıllardır depolanan görüntülerimizden, neyi çok sevip neyi hiç sevmediğimiz bilgisine kadar her şeyi depolamaktadır. Ayrıca yerel değerlere atıfta bulunmak açısından vefat eden kişilerin hesaplarını anıtlaştırarak beğenimizi de hak ediyor tabii ki. 

Bu yazımı bayram dönüşü yazıyorum çünkü her bayramda olduğu gibi sosyal medyada kendisi bambaşka biri gibi tanıtan kişilere tatil sırasında çokça rastladım. Eskiden düşüncelerimi ifade edecek bir blogum yoktu diye sizlere bu serzenişimi anlatamıyordum ama artık bu durumu sizinle paylaşabilirim. Bu durum yalnızca tatilde değil yaşadığımız alanın lüks diye tabir edilen milyon liralık yalıların önünde, pahalı restaurantların otopark çıkışlarında, bir kahve ile saatlerce vakit geçirilen cafelerde ve kısacası hayatımızın her alanında devam etmektedir. Özellikle sosyal medyada her insanın takip ettiği bir kitle veya kişiler olduğu gibi bu ait olduğu yaşam yerine dizilerde filmlerde olduğu gibi süslü bir yaşam ortaya koyduğunu zanneden kişilerin de takip ettiği kişiler vardır. Sosyal medyada bu kişilerin hayatlarını referans alarak kendisini o yaşama ait gösterme çabasıyla kendilerini yormaktadırlar. 

Bu durumu tatil sırasında şahit olduğum anlar ile betimlemem gerekirse; konakladığı yazlık/ev veya kaba tabiri ile barındığı alan dışında daha donanımlı yazlık sitelerinin önünde resim çekilmesi, bunun yanında plajda deniz-kum-güneş üçlüsünün tadını çıkarmak yerine sosyal medyadaki yaşantısına yakışacak resimler çektirme çabasıyla kendilerini yiyip bitirmekteler. Bunun yerine ailesinin maddi durumu GÖZETİLMEKSİZİN kendi o yaşama sosyal medyada sahip oluyormuş gibi göstermek  için gösterdiği çabayı gerçekten o yaşama sahip olmak için gösterse belki de o kadar eziyeti yerine gerçekten o yaşamın içerisinde bulacak kendisini.

Ev, araba, değerli aksesuarlar ile hayatta statü kazanılmaz. O sahip olunan statü geçici olur sonrasında hayatın sizi getireceği bu noktada o sahip olduklarınız yanınızda olmazsa kendinizi o boşluktan kurtarmak mümkün olmayabilir. Bu durum özellikle kızlar için geçerli çünkü Tekirdağ'da normal bir tatilini Çeşme'de havuzun kenarında göstermek ne kendisine bir fayda sağlar ne de onu takip eden kişilere. Bu durumu bir de tatil modu dışında turistik yerlerde de çokça rastlıyorum. Sahil boyunda yer alan yalıların, villalarının kapısının önünde bu gözler ne pozlara şahit oldu bir bilseniz gülmekten karnınıza ağrılar girer.

Biz o yaşamlara sahip olmayı herkesten çok istiyoruz ama o yaşama sahip olurken de herkesten az zahmet çekmek istiyoruz. Bir kişi bizi bir sabah kolumuzdan tutup o boğaz manzaralı yalının yatağına koyacak ve uyandığınızda sizi o profilinizdeki resimlerde olduğu gibi bir kahvaltı bekleyecek :) Aslında farkında olmadan kendilerine o kadar büyük kötülük yapıyorlar ki yarın gerçeği gördüklerinde ne o durumu değiştirecek güçleri kalacak ne de o tasarladıkları yaşama sahip olacak vakitleri. Onun için dizilerde bizim beynimiz yıkayan o yaşamlar yerine gerçeği görüp kendi ait olduğumuz yaşamı güzelleştirmeliyiz.

Bu durum erkekler de ise şöyle gerçekleşmekte: Herhangi bir sebep ile bir araya gelindiğinde sırf gösteriş olması için özellikle gereksiz banka kredileri ile satın alınan araç gösteriş yapılmaması durumunda hayatta kullanılmaz; ta ki ilkokuldan, liseden, üniversiteden, mahalleden, iş yerinden arkadaşlar ile bir araya gelindiğinde cafenin önüne konulacağı zaman kullanılır. Çünkü o masada anlatacağı bir materyali olmalı. Ve o materyali maddiyat temelli olmalı ki statüsünü diğerlerinden üstün tutmalı(!). Sonra masaya oturulduğunda farz olan davranışlardan bir tanesi o anahtar masanın üstünde olacak. Yoksa anahtarın yapımında kullanılan bir elementten dolayı arkadaşlar ile bir araya gelindiğinde arabanın anahtarı sahibinin cebinde olduğu anda anahtar eriyerek kendini yok etmektedir. Zaten kredisi zor ödenen arabaya bir de 2 - 3 bin lira anahtar yapımı için masraf edilecek. Hiç gerek yok en iyisi anahtar masanın üzerinde dursun. Hem masrafsızdır öyle 1 kahve içmese de masadakilere eşlik edebiliyor :) 

Sonra o muhabbetler de ne arabalar kazayla perte çıkarılıyor; ne yüksek tutarda hesaplar ödeniyor; ne yazlıklar alınıp ne villalar satılıyor bir görseniz hayret etmemekte zorlanırsınız. Bu yazıyı okuyan abim, kardeşim, dostum ne gerek var dostlar bir araya gelmişken böyle muhabbetlere. Bir araya gelindiğinde eski anılar, hal hatır konuşur insan güzel komik anılar ile gülüp eğlenilir veya sıkıntısı olan sıkınsıtısını paylaşıp masadaki dostlarından destek alır kendisi rahat hisseder. 

Sahip olduklarımız biz ölünceye kadar bizimle geleceğinin garantisi olmadığını hatırlatmak isterim. Yarın bir sağlık sorununda veya herhangi bir sorunumuzda maddi kayıp yaşadığınızda anlatacak bir şeyler kalmadığında daha çok canınız yanacaktır. Onun için maddi varlıklar yerine çevrenizde sizi her anınızda koruyup kollayan dostlar edinin. Onlar maddi kaybınız olsa da maddi kazancınız olsa da yanınızda olacak her istediğinizde onları anlatabileceksiniz.

Bir bayram dönüşü de bu düşüncelerimi sizinle paylaşmak istedim. Herkesin bayramını kutlar; büyüklerimin ellerinden öper, herkesi selamlarım.

Yorumlar

Vedat jahovic
26 Ağustos 2019

Bu konuyla alakalı geçenlerde minibüste bir tartışmaya tanık oldum araba durduktan sonra inen ler inip yoluna devam etmedi ki arkadan kulaklı genç bir bayan musait bir yerde dedi. Her zaman ki gibi şoför yüzünü sert bir şekle büyüyerek kapıyı açtı. Sonrasında bu durum için şöför zengin fakir ayrımının yok olması sebebiyle bu tür olayların yaşandığını kadının kendisini özel şoforuymus gibi gördüğünü söyledi. Başta ne alaka diyip boş vermiştim. Yazını ve günümüz dünyasını düşününce şoförün dediklerinin bir bakıma doğru olduğunun kanısına vardım. Hatta öyle birşey ki günümüz çağında fakirler kendini zengin gibi gösterirken zengin lerde kendini sıradan biri gibi gibiymiş göstermekte. Yanlış hatırlamıyorsam bir uçak milyarderinin kızı ekonomide uçarken fotoğraf atmıştı. Gerçi o olay icin reklam gibi bir takım söylentiler oldu. Kısacası bir kesim kendini varlıklı gösterme ugrasindayken bir kesimde zengin olup kendisini sıradan biriymiş gibi göstermekte. Tabi bu iki durum birtakım kişiler için söz konusu.

Murat COŞKUN
28 Ağustos 2019

Merhaba Vedat Bey, Aslında o bir kesim kendilerince varlıklı olma çabası, içlerinde hissettikleri eksiliği giderme çabasının bir sonucu diye düşünüyorum. İnsan kendini ruhen eksik hissetmesi durumunda bu zayıflığını gidermek açısından marka takıntısına bürünür, kendisine statü kazandıracak mekanlarda bulunmak ister ve sohbetleri hep maddiyata dayalı gerçekleşir. Onun için herkes elinde var olan şeylerle yetinip sonrasında hedeflediği yaşam için çabalaması gerekir. O yüzden dediklerinize katılıyorum ve minibüsten inerken egosunu tatmin edecek ses tonuyla ineceğini belirten o bayan için de inşallah bu tutumunun ne kadar yanlış olduğunu anlayacak bir anı olur. Vakit ayırıp yorum yapma zahmetinde bulunduğunuz için teşekkür ederim.

Yorum Yap