Psikolojik Baskıyla Yaşamını Sonlandıran Genç Birey


GENEL

20 Görüntülenme

06 Ekim 2019

Paylaş :

Son zamanlarda ülkelerinde devam eden savaştan kaçıp ülkemize sığınan Suriyeliler, döviz kurundan sonra konuşulan konular arasında yer ilk sıralarda almaktadır. Bir tarafta onlara son derece hoşgörülü davranılması gerektiği görüşü savunulurken bir taraftan da sayıları bakımından değerlendirildiğinde fazla olduğu ve toplumsal huzursuzluk çıkarma olasılığını göz önüne alarak artık vatanlarına geri dönmeleri gerektiği görüşü savunuluyor. 

Bu savaşzede topluluğun sayı bakımından değerlendirildiğinde toplumun halihazırda yapısına olumsuz etkisi olacağını düşünenlerdenim. İlk önce ülkeye kabul edildikten sonra hiçbir denetim yapılmadan neredeyse tamamına yakını büyükşehirlerde yaşamını sürdürmeye başlamıştır. Şehirlere göre resmi kayıtlarda ikamet etmesi gerekirken bir anda yığılma yaşandı ve büyük şehirlerde artık savaş psikolojisinden çıkıp çevresine rahatsızlık verecek düzeye geldiğini haberlerde yer alan görüntüler vasıtasıyla görüyoruz. 

Sonrasında ise toplumun tepkisi neticesinde bir kısmı ülkelerinde oluşturulan güvenli bölgelere geri dönmeleri sağlanırken diğer kalan kayıtlı savaşzedeleri kayıtlı oldukları şehirlere geri gönderilmesi sağlanmaktadır. Bu müdahalede yine toplumun gözünde istenmeyen hedef olarak belirlenmeden önce yapılsaydı şimdi 9 yaşında etrafındaki olumsuz baskı ve atmosfer yüzünden canına kıyan bir çocuk olmazdı. Kim olursa olsun ister haklı ister haksız durum geçerli olsun 9 yaşındaki bir çocuğun canına kıyacak kadar baskıcı olmak doğru değildir. Bu durum özellikle son zamanlarda kutuplaşan toplulumuz üzerinde de görülmektedir. 

Kendi siyasi görüşü dışında olmayan kişiler ile aynı ortamda nefes almanın bile tahammül edilmediği ortam sayısı gittikçe artmaktadır. Halbuki bu durumu bu kadar farklı noktaya taşımadan sadece ülkemizde bize hizmet etmek için o meclise giren milletin vekillerini belirledikten sonra kırıcı siyasi tartışmalar yaşanmasa(!)

Normal şartlarda 9 yaşında bir çocuğun daha yeni yeni kendi tanımaya başlayacağı vakitte okulda gördüğü baskı neticesinde canına kıyması ne kadar üzücü bir durum. Biz ne ara kendi görüşümüzü savunmadığı için karşımızdaki kişiyi kıracak kadar tahammülsüz kişiler olduk. Şiddet içerikli diziler, çizgi filmler, oyunlar, sosyal medyada dolaşan viral mesajlar ile biz bir kavga makinası olduk. Her bize farklı geleni yok etme çabası içerisine girdik. Biz kendi ailemizden bir kişinin sağlık durumunda bir kötüleşme olunca mahvolurken bir anne 9 yaşında evladının dışlanma sebebiyle canına kıydığı haberini alması nasıl bir durum hiç düşündünüz mü? 

Bu hoşgörü ortamı da yine eğitimle sağlanacağı tartışılmaz bir gerçektir. Yatırımı artık bu noktadan sonra dağa taşa inşaatlara değilde topluma yapılması gerekir. Kişisel gelişim adına her ticari kuruluşa eğitimler verilecek bir kurul oluşturup yanımızdaki insanla aynı ortamı paylaşmayı, karşımızdaki kişinin farklı görüşte olsa da saygıyı hakettiğini ve eğitimden uzaklaştıkça ne gibi felaketlerin bizi beklediği anlatılmalıdır. 

Bunun en basit örneğini şöyle söyleyebilirim: Metroda yer alan ekranlarda birkaç küçük toplu taşıma araçlarında uyulması gereken kuralları güzel bir dille anlatan videolar yer almaktadır. Otururken yanımızda oturan kişiyi rahatsız etmeyen bir duruş olması, inerken ilk önce vagon içerisinde yer alan kişilere öncelik verilmesi ve çevreyi rahatsız edecek yiyeceklerin toplu taşıma araçlarında yenmemesi gibi konular işlenmektedir. Bu gibi insanın göz önünde olup bir şekilde görmek zorunda kaldığı tüm alanları aslında toplumu kişisel gelişiminde katkısı olacak konuların işlendiği yayınlar yapılmalıdır. Artık toplumun da inşaatlar dışında yatırım yapılmasına ihtiyacı vardır. Eskiden çarşıda ürünlerinin üzerine bir branda atıp evine gönül rahatlığıyla giden esnaflarımızın yanında kapalı garajda, güvenlik kamerası ile 24 saat takip edilen otoparklarda insanlar araçlarına baston kilit, alarm taktırmak zorunda kalıyorlar. Ve hırsızlık olaylarında istatistiklere bakıldığında yaş ortalamasının 18 - 25 yaş aralığındaki payına bakıldığında eğitimin ne kadar gerekli olduğu ortaya çıkacaktır.

Bugün 9 yaşında bir çocuk bizim yüzümüzden yaşama veda etti. Belki de bugün çevremizdeki insanların yaşam haklarına saygı duymak ve onları ne olursa olsun baskı ile psikolojik şiddet göstermememiz gerektiğini bir kez daha anlama zamanıdır. 

Yorumlar

Yorum bulunamadı.

Yorum Yap