Kitap, Dergi ve Gazetelerden Vergi Kaldırılıyor Mu?


GENEL

78 Görüntülenme

11 Şubat 2019

Paylaş :

Vefat eden hastanın reçeteleri daha yeni geliyor. Bugün dinlediğim televizyondaki haberde kitap, dergi ve gazetelerden vergi alınmayacağını duyunca inanamayıp internetten konuyu daha detaylıca araştırmak istedim. CHP istanbul Milletvekili Mahmut Tanal vesilesiyle konu meclise taşınmış ve sanırım son günlerde karar alınmış. Tam olarak kesin bilgim olmadığı kesin vergi kaldırıldı da diyemiyorum açıkçası.

Biz zaten harcamalarımızda kitap, dergi ve gazete listenin sonunda yer aldığı için aslında bu gelişmeden pek etkilenme durumu olmaz diye düşünüyorum. Bilgisayarda online oynadığımız oyunun üyelik ücreti, sigara veya alkol kullanıyorsak bunların ücretleri, daha eskimeden yeni bir akım neticesinde üretilen ayakkabının alınması için ayrılan ücret, yazın farklı, ilkbaharda farklı, sonbaharda farklı, kışın farklı yaptığımız kombinler için satın alınan kıyafet ücretleri yanında  kitap veya dergiye ayrılacak ücretin pek bir önemi kalmıyor aslında. He bir de şunu da söyleyeyim; sırf birkaç saat statü atlamak için bir bardak kahve içip saatlerce oturulan mekanlar için ayrılan ücrette kitap, dergi ve gazeteye ayrılan ücrete kıyasla listenin üst sıralarında yer almaktadır.

Ülke olarak zaten en baştan beri bilgiye ulaşma maliyetlerini düşürmek adına hiçbir çalışmamız yoktu. Bunun üzerine zaten eğitimin başlangıcı ilkokulda da kitap okuma alışkanlığı adına herhangi bir ekstra çaba olmadığı için hepten kötüye giden bir gidişata sahip olduk. Şimdi bu gelişme inşallah eğitim adına faydası olur. Çünkü bildiğim kadarıyla özellikle tıp fakültesi öğrencileri kitap ücretleri konusunda oldukça sıkıntı yaşamaktadırlar. En azından onlar adına faydalı olacağını düşünmek bir nebze olsun sevindiriyor insanı. Bunun yanında özellikle lisans öğrencilerine zorla aldırılan kitaplardan da vergi alınmayacağı güzel bir durum. Ama bu zorla aldırılan kitapların da alıcısına hibçbir faydası olmadığını bilmeliyiz. "Kitabı olmayan derse gelmesin!", "Kitabı olmadan sınava kimse giremez!" gibi söylemler yerine kitapta konu edilen noktayı ders içerisinde yaşayabilmek / yaşatabilmek belki de öğrencilere gönüllü bir şekilde kitap olmalarına yol açacak. Hatta "Hocam, bakın! Bu bölümümüz ile ilgili bir kitap. Dersimize faydası olur mu?" sorusu soracak öğrencileri bile ortaya çıkarabilir düşüncesindeyim.

Neden Kitap Okuma Alışkanlığı Kazanamıyoruz?

Eğitimin başlangıcı ilkokulda okuma alışkanlığı adına herhangi bir müfredat dışında bir çaba olmadığı için zaten yola büyük bir eksikle başlıyoruz. Bunun devamında eğer çevremizde kitap okuma alışkanlığı varsa o bizi bir nebze bilinçlendirip okuma alışkanlığı kazandırıyor; tam tersini düşünecek olursak eğer çevremizde de böyle kimseler yoksa bir devlet kurumuna dilekçe yazamayacak biri haline dönüşüyoruz.

Peki, biz kendimizi yetiştirecek olursak bu konuda ilk önce dünya klasiklerinden veya en çok tavsiye edilen kitaplardan okumaya başlıyoruz. Sonrasında eğer tavsiye üzerine devam edersek bu işleyişten erken sıkılma durumu olabiliyor. Çünkü tavsiyeler genel değerlendirmelerden oluşuyor ve birçok kategoriyi kapsamaktadır. Tarih, biyografi, roman, siyaset bilimi, yabancı kaynak tercüme kitapları, felsefe vs. kategoriler arasında sıkışıp kalıyoruz. İlk önce roman ile başlayıp tam alışkanlık kazandım derken çok iyi yorumları olan tarih kitabını elimize aldığımız an kısa süre içerisinde sıkılmalar başlıyor ve eğer okur güçlü bir iradeye sahipse başka bir kategoriden kitapla devam ediyor. Tam tersi kolay vazgeçen bir yapıya sahipse onun için kitap okuma serüveni son bulmaktadır.

İlk önce bu bilinci bize bu işte gerçekten tecrübe sahibi eğitmenler tarafından verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Nasıl üniversite mezunu olup olmadığımız hayatımız çoğu alanında bir ölçüt oluyorsa kitap okuma bilincine sahip olup olmaması da bir ölçüt olmalıdır. Ayda 20 kitap okumasa da kafasının bir kenarında her zaman okuma içgüdüsü olması onun zaten okuma alışkanlığını hayatta tutacağını düşünüyorum.

Eğitime Yapılan Yatırım Neden Ölü Yatırım Olarak Görülür?

Eğitim,  yatırım başlıkları arasında bence en önemlisidir. Sonucu geç alınır ama sonunda mutlu edecek gelişmeler ortaya koyar ve bunu görmekte yine sabır işidir. Gerek kendi eğitiminize yatırım gerek çocuklarınıza yatırım gerekse maddi durumunuz çok iyiyse çevrenizde maddi durumu olmayan bir kişinin eğitimine harcanan para her zaman kat ve kat fazlası ile geri dönmektedir. Her  ne kadar bunun bilincinde olamasak ta(!)

Biz yatırım dediğimizde hep dağın tepenin ortasında tarlalar, arsalar akla gelir. Zannederiz ki o para yatırdığımız topraklar bizi yarın bir gün hayat kalitemizi artıracak veya bizi daha bilinçli  bireyler yapacak ama yanılyıoruz. Bunun en basit örneği onlarca dairesi, yüzlerce dönüm arsaları olan kişiler mesela;  ne yaşadığı çevreden haberi var ne de ailesinden bir kişi onun yanına para dışında farklı bir muhabbet için gelir. Hayat felsefesi hep maddiyat üzerine kuruludur böyle kişilerin. Kendi eğitiminden bi'haber varsa çocuklarının eğitim harcamaları olduğu için çocuklarının hayatı hep geriden takip etmeleri onlar için önemli değildir. Böyle bir hayatı yaşamaktansa en azından içerisinde bulunduğumuz günü bilinçli bir şekilde yaşamak en büyük zenginliktir.

Bu konu dışında eğitimi emlak ofisi olarak görenleri de konuşalım istedim; bundan yaklaşık 6 7 yıl öncesinden başlayan sağlık sektörüne nitelikli personel sağlayan meslek yüksekokullarına gösterilen ilgi vardı ve sonucunda neler oldu? Liseden mezun olana kadar kendisine bir ilgi alanı keşfedip kendisi o yönde yetiştirmeyen kişiler liseden sonra kendilerini bir anda acilen hayatlarında geri dönüşü olmayan kararlar almakta buldu. Tabii her zaman kafamız para odaklı çalıştığı için üstünkörü bir hesap yapılarak 2 yıllık özel bir üniversitede sağlık meslek yüksekokulu eğitimi ve sonrasında asgari ücretin 2 katı maaş hayalleri kuruldu. Bunun sonucunda yıl 2019 ve şuan belki de mezun olup farklı işlerde çalışan meslek yüksekokulu mezunları arasında ilk sırada sağlık bölümü öğrencileri vardır. Bu plan da tutmayınca bu sefer umut KPSS oldu ve şuan herkesin tek çabası farklı bir işte çalışıp memur olmak için KPSS sınavına hazırlanmak. Bu anlattıklarım yaşanırken tabii ki yaş 23 24 olurken erkekler için askerlik ve evlilik mecburiyetleri başlarken kızlar için de yine evlilik mecburiyeti başlamaktadır.

Bilinçli bireyler olarak üniversite sınavına gelmeden hayatımızda bir yol haritası çizip plansız programsız hayatımızı zehir etmeden yaşamımızı sürdürsek ne güzel olur değil mi? En azından meslek başlıklarına takılı kalmadan bir boyacı ustası olsanız bile işinizi en iyi şekilde yapma gayretiniz bile sizi hayatta en mutlu insan yapacaktır. Siz o çevredeki insanlara aldırış etmeden hayatta mutlu olabilmeyi başarıysanız asıl başarı budur bana göre.

 

Yorumlar

Yorum bulunamadı.

Yorum Yap