Her Şey Güzel Olacak Diyelim De Güzel Olmasını İstediğimiz Şeyler De Yıllardır Bizim Elimizde Değil Miydi


GENEL

80 Görüntülenme

26 Mayıs 2019

Paylaş :

Ülkemizde özellikle İstanbul'da yaşanan seçim polemiği ile toplum ikiye bölündü. Bir tarafta "Her Şey Güzel Olacak" sloganı ile yeni bir belediyecilik anlayışı varken bir tarafta da "Daha Güzel Olacak" sloganıyla uzun yıllardır İstanbul şehrine hizmet eden bir belediyecilik yer almakta. Bu iki taraftan ziyade ortada kötü anılacak olan 31 Mart Yerel Seçimi var. 

Her ne kadar görüş olarak aynı görüşü paylaşmayıp politik olarak ayrılıklar yaşansa da komşu devletler seçim yenileme talebini hoş karşılamadılar. Ve bu durumu medya yoluyla bildirdiler. Bu durum daha önce başlayan ekonomik savaşı tetikledi ve hala dalgalı bir döviz kuru ile şirketler ayakta kalma mücadelesi  vermektedir. Bu ekonomik olumsuzluklar olmasa da zaten ülkemizdeki şirketlerin genel yapısı "Bugün karnımız doydu; Yarına Allah Büyük" mantığıyla ilerlediği için en ufak bir maddi zorluk büyük derecede iflaslara yol açtı. 

Şimdi asıl sizinle paylaşmak istediğim durum şudur: Belki kaba bir tabir olacak ama "Öküz öldü; ortaklık bozuldu" atasözünü her zerresine kadar yaşadığımız bir ortama şahit oluyoruz. Yıllardır belediyecilik yapan taraf bir anda ne oldu da toplumdan bu denli tepki alıp oy kaybı yaşadı ve sonucunda bir bir ortaya çıkan yolsuzluk haberlerini dinler olduk aklım mantığım almıyor. Peki bunlar yapılırken bu tepki gösterenler, sanki ilk defa haberi oluyormuşcasına tepki gösterenler, yıllardır şoföründen en üst makamdaki insana kadar her şeyi birlikte yürütürken iyiydi de bu belediyecilik sona erme düşüncesi hakim olunca mı bu belediyecilik suçlu duruma getirildi.

Bu hükümet milletine güvenip uzun bir yola çıktı. Biz şimdi bu sözü verip üzerine en ufak zorlukta daha yolun başındaki bu insanlara sizden bir şey olmaz, bizi kandırdınız diyip te onları elinizin tersiyle itiyorsunuz. Peki o gelen belediyecilik yarın bir gün aynı şekilde uzun bir yola çıktığında da aynı şeyi yapacağınızın farkında değil misiniz? Büyük mükafatlar büyük emekler - zorluklar sonucunda elde edilir. Biz diyoruz ki hem zorlanmayalım hem de en yüksek yaşam kalitesinde yaşayalım. Olmaz öyle işte. Olmaz!...

Ben kendi devam ettirdiğim mesleğimle ilgili çıkan haberlerin bir parçasını değerlendireyim. Şimdi İstanbul Belediyesi'ne ait web site maliyeti yaklaşın 10 milyon lira üzerindeymiş. Peki bu maliyet bu noktaya verileceği kararlaştırıldığında onayınız alındı da şimdi mi yolsuzluk haline geldi. Söyleceğim o dur ki; biz kraldan çok kralcılık yaparak kendimizi mutlu ediyoruz. Çıkıpta biri demedi mi o anlaşma yapılırken bu ne maliyettir, yapılan hizmet nedir de bu maliyet bu kadar fazla? Belediyecilik el değiştirdiğinde mi bu maliyet gün yüzüne çıkıyor. 

Yarın belki "Her Şey Güzel Olacak" sloganıyla Sayın İmamoğlu'nun da belediyecilik anlayışı bir süre devam ettikten sonra sonra erdiğinde bu yolsuzlukları büyük bir keyifle servis eden kişiler yine aynı konumda olup bu sefer İmamoğlu belediyeciliğinin yolsuzlularını bize anlatır olacaklar. Ama bu yaşananlar süresince tabii ki yine sofranın başında ellerinde büyük bir kaşık ile paylarına düşeni yiyeceklerinden emin olabilirsiniz. 

Bir ülkenin kaderi ne bir belediyeciliğe bırakılmalı ne de şansa. Evet, şuanki belediyecilik yapan siyasi tarafa da kızıyorum. Sizin sadece görüşünüz devletin menfaatleri olmalı. Bırakın İstanbul'u, Ankara'yı, Bursa'yı. Millet neyi istiyorsa o gelsin başa ama siz ait olduğunuz yerde geminin kaptan köşkünde olun ki içimizde yanlış kararlar alsak ta gemi yolundan çıkmasın. Zaten ülkede siyasi görüşü yüzünden çevresinde bir tane dostu kalmayan insanla doldu taşıyor. Daha savunduğu siyasi görüşün ne işle meşgul olduğunu bilmeyen insanlar çevresindekileri o siyasi görüşe aykırı bir fikir söylediği için kalbini kıran hatta kavga eden (İNSAN)lar var. 

Biz şuan ülkede yer alan tüm üniversitelerde cayır cayır proje üretip araştırma geliştirme merkezleri oluşturmak yerine 7'den 70'e düşmüşüz bir partinin peşine koşturuyoruz. Kim gelirse gelsin şu içinde bulunduğumuz durum öyle 5 yılda düzelip büyük başarılar elde edecek bir durum değil. Anlamamız lazım artık. Televizyon haberlerinde 5 yaşındaki çocuğa da mikrofon uzatsalar "Abi üretmemiz lazım!" - "Abi ihracat yapmamız lazım"  diyip dönüp oyuncağıyla oynuyor. Yaş grubu olarak ta bu oyuncak simgesi değişkenlik gösterip kimimiz Youtube'da milletin vaktini çalan videolarını izliyoruz. Kimimiz evlilik programları bitmesine rağmen başa dönüp tekrar tekrar izliyoruz. Kimimiz sosyal medyada günün 7 8 saatini geçiyor. 

Bu yazdıklarımdan sonra belki bu ne konuşuyor diyeceksiniz. Göreceksiniz, yeni gelen her şeyi iyi yapacak dese de yarın onun başarı süresi uzadığında aynı bugün olduğu gibi onları da bu şekilde yargılayacaksınız. Onun için böylesine önemli kararları anlık duygularımız ile değil sağlam kafayla düşünmeyi büyüğüm küçüğüm herkese tavsiye ediyorum.

Yorumlar

Yorum bulunamadı.

Yorum Yap